Kadın Cerrah Olmak

Hekim Olmak Ama Çare Olamamak

Bu yazıyı size çok önce yazmak istedim daha acım çok tazeyken yazamadım, ne zaman yazmaya kalksam hayallere dalıp kendimi ağlarken buldum. Şimdi de ağlıyorum ama yazmak ta istiyorum artık. Bu yaşadıklarım yani masanın hasta tarafına geçişim, hasta ve hasta yakını olmanın ne kadar zor olduğunu bir kez daha hatırlattı bana. Ülkemizde sağlıktaki tüm gelişmelere rağmen hastalara tedavi dışında soysal desteğin, hasta yakınlarına yaklaşımın ne kadar eksik hatta olmadığına bir kez daha tanık oldum. Hekim olduğum halde hasta yakını olunca her şeyin ne kadar farklı yürüdüğünü, hekim tarafından bu aksaklıkların rutin içinde fark edilmediğini bir kez daha gördüm. Umarım bir daha hasta yakını olmam. Sanırım önümüzdeki günlerde en çok çalışmamız ve geliştirmemiz gereken alanlardan biri hasta ve hasta yakınlarına tanı ve tedavi sürecinde sosyal ve psikolojik destek vermek olmalı. Özellikle de hastalık müzmin hastalık veya kanser gibi tekrarlayıcı olabiliyorsa, bu destek, tedavi kadar önemli hale geliyor. Bir hekim olarak hasta ve hasta yakınlarına sosyal ve psikolojik desteğin tedavi yönetmeliklerine girdiği günü görmek istiyorum.Bu amaçla hepimiz çok çalışmalıyız, özellikle hasta derneklerine katılmalı ve güç birliği yapmalıyız.Ben bu konuda çalışmak üzere Nevval Sevindi ve gönüllü kadınlarımızla birlikte bir dernek kurdum: "Pembe Hanım Kanserli Hastalar ve Yakınları Dayanışma Derneği". Desteklerinizi bekliyorum.

Internatinal Hospital acil servis şefi olarak çalışıyordum. Şefliğimin 2. yılıydı sanırım. Çok yoğun birkaç saat geçirmiştik. Bir yandan trafik kazaları bir yandan da kalp krizi geçiren bir hasta ile canla başla uğraşmış, şükür herkesi kurtarmış tam bir oh demek üzereydik ki kapıdan çok güzel ve çok şık bir hanımla yüzü kanlar için dünya şekeri bir kız çocuğu içeri girdiler. Anne kız oldukları her hallerinden belliydi. Güzel hanım telaş içinde şeker kızda hıçkırıklar içindeydi. Ben tabi anaç kadın cerrah olarak bu manzara karşısında yorgunluğumu unutup üzerlerine atladım. Hemen onları tedavi odasına aldım. Anne telaş içinde kızının salon kapısı camından nasıl geçtiğini anlattı, minik hala ağlıyordu (daha sonraki yıllarda aynı camlı kapıdan benim de olacaktı). Onları sakinleştirdim, minik kızı muayene ettim, yüzünü temizledim.Yüzüne pek çok küçük kesik olmuştu, onun dışında her şey yolundaydı. Daha sonra hayatımın önemli kişilikleri olacak bu iki insanla işte öyle tanıştım.

Aradan bir kaç yıl geçti ve biz Alkent'e taşındık. O sırada kızlarım piyano dersi almak hevesindeydiler ve ben de piyano öğretmeni arayışına girdim. Karşı komşumuz bir türlü nerden tanıdığımı çıkaramadığım hoş bir hanımdı ve piyano öğretmeniydi. Biraz ahbaplık ettikten sonra kızlarımın piyano öğretmeni oldu, şirin küçük bir kızı vardı, benim kızlara bayılıyordu ve dakika başı kapımızı çalıp ben geldim diye kendini içeri buyur ettiriyordu. Zaman içinde piyano öğretmenimiz ile çok iyi arkadaş oldum, kızı da küçük kızımla. Derken bir gün telaşla, biliyor musun kızımı tedavi eden doktor senmişsin, kartını eski bir çantamda buldum demez mi, işte o zaman bu hanımı nerden tanıdığımı hatırlamış oldum. O da o günkü telaşla beni fazla incelemediğinden tekrar gördüğünde tanıyamadığını söyledi. Dostluğumuz yıllarca sürdü, kızlarım onun sayesinde çok güzel piyano çalmayı öğrendiler, sadece piyano çalmayı değil frapanlığı ve gerçek feminenliği (onunla tanışıncaya kadar kendimi feminen sanırdım!) sanırım ondan öğrendiler. Onunla çok güzel şeyler paylaştık, çok dertlerde. Benim için çok özeldi, hem çok neşeli deli dolu hem çok disiplinliydi, onunla hem çok eğlenir hem de çok önemli sorunları paylaşabilirdik. Özellikle Alkent'te oturduğumuz yıllarda birbirimize çok destek olduk.

Dostluğumuz 10 yılını geride bırakmıştı, derken bir gün beni aradı, Sevilciğim kasığımda bir şişlik oldu diye. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü.Hemen bakalım dedim, buluştuk ve muayene ettim, ardından biyopsi, teşhis, yoğun tedaviler ve sevdiğin insana çare olamamak...

Sevgili arkadaşım ve kızlarımın piyano öğretmenini kaybedeli nerdeyse iki ay olacak. Onun yokluğuna alışmak mümkün değil, bazen evine yakın geçince bir uğramak geliyor içimden...

Sevgilerimle,
Op.Dr.Sevil Öz

25.1.2011 - 14:56

Diğer Yazılar  ››

Reklamlar