Gençlerde Meme Kanseri

Meme kanseri gençlerde fazla sık görülmez. Görülme sıklığı 50 yaşından sonra yaşla birlikte artmaya başlar. Göğüs kanserlerinin % 80'ni 50 yaşından sonra görülür. Gençlerde meme kanseri teşhisi, hastanın genç olması nedeniyle başka sorunlar da getirir. Gençlerin aktif cinsel hayatları vardır, küçük çocukları olabilir veya çocuk doğurmak isteyebilirler, dış görünümleri ve vücut bütünlükleri çok önemlidir, iş hayatları olabilir, genelde sorumlulukları daha fazladır. Onlar aktif hayatın içindedirler ve gelecekle ilgili beklentileri de haklı olarak çoktur. Bu nedenle genç hastaların tedavi seçimleri ve onlara yaklaşım mutlaka farklı olmalıdır. Özellikle sosyal yaşamlarının devamı ve gelecekle ilgili düzenlemelerde onlara çok destek olmak gerekir. Burada doktorlar kadar hasta yakınlarına da önemli görevler düşmektedir.

Tedavide Önemli Konular

Yaşam kalitesinin kaybolmaması ve vücut bütünlüğünün bozulmaması her yaştaki kadın için önemlidir; fakat gençlerde bu konulara verilen önem daha yüksektir. Tedavi planlanırken bu durum göz önüne alınmalıdır. Cerrahiden başlamak üzere tedavinin tüm basamakları, hasta ve yakınları ile birlikte planlanmalıdır. Gençlerde zorunlu olmadıkça meme alınmamalı ve sınırlı cerrahi seçilmelidir. Sınırlı cerrahi sonrası kalan meme dokusunun estetik görüntüsüne dikkat edilmeli, doğru kesi ve cerrahi teknikler kullanılmalı, memede çöküklük, yamukluk gibi şekil bozukluklarına neden olunmamalıdır. Eğer cerrahi sınırlar nedeniyle memede bir şekil bozukluğu olacaksa aynı ameliyatta memenin şekil bozukluğunu giderecek ek ameliyatlar gerçekleştirilmelidir. Tüm bunların önceden öngörülmesi, yapılacak cerrahi ile ilgili kararın meme cerrahı, plastik cerrah ve hasta ile birlikte verilmesi gerekir. Size önerim tedavi öncesi ne istediğinizi düşünün ve mutlaka doktorunuz ile tartışın; çünkü her doktor size bu kadar demokratik davranmayabilir. Doktorunuza sorarsanız sizinle işbirliği yapacak ve isteklerinizi yerine getirmeye çalışacaktır.

Cerrahi tedavi sonrası çoğunlukla başka tedaviler de gerekli olmaktadır. Bu tedaviler planlanırken de ileriye dönük düşünmek gerekir. Hastanın çocuk sahibi olmak gibi bir isteği var mıdır, nasıl bir işle meşguldür, ne gibi sorumlulukları vardır, bunlar mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Ameliyat sonrası doktorunuza isteklerinizi, sorumluluklarınızı ve gelecek beklentilerinizi mutlaka iletin. Çocuk doğurma isteğiniz olabilir, bırakamayacağınız bir işiniz olabilir, birilerine bakmakla yükümlü olabilirsiniz, bunlar yokmuş gibi davranılması sonucunda tedavi sürecinizde ve sonrasında zarara uğramanız veya sorun yaşamanız hastalığınızın seyrini olumsuz etkileyecektir. Genç hastaların aktif bir cinsel hayatı olduğu için bu konularda da hastanın isteklerine önem vermek gerekir. Çocuk sahibi olmak kadar korunmak da önemli bir sorun olabilir. Bir diğer sorun da hastalığa gebeyken yakalanmaktır. Bu durumda da bebeğin sağlığı gündeme gelecektir. Bundan sonraki bölümlerde bu konular daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Çocuk Sahibi Olmak

Gebelik sırasında karşılaşılan meme kanserine yaklaşım:

Gebelik ve emzirme döneminde meme kanseri çok nadir görülmektedir. Yapılan araştırmalarda yalnızca 3000 ila 4000 gebelikte 1 meme kanseri olgusuna rastlanmaktadır. Bu dönemde memeler şişkin ve ağrılı olduğu için memelerin elle muayenesi zor ve yanıltıcı olmaktadır. Bu dönemde mamografinin de hassasiyeti azalır. Bu nedenlerden ötürü gebelik ve emzirme döneminde meme kanser tanısı genellikle gecikmektedir. Ancak gebelik sırasında tanı konulduktan sonra meme kanserinin seyri gebe olmayan kadınlar ile aynıdır. Meme kanseri tanısı alan bir gebe erken dönemdeyse, tümörün durumuna uygun bir cerrahi tedaviyi takiben yapılacak kemoterapi gebelik için sakıncalıdır.

Bu nedenle erken bir gebelik söz konusu ise gebeliğin küretaj ile sonlandırılması gerekmektedir. Gebeliğin son dönemlerinde meme kanseri tanısı konulursa, bebeğin yaşayabileceği bir dönem ise erken doğum yaptırılarak sonraki tedavilere geçilebilir. Yine son dönemlerde cerrahi tedavi rahatlıkla yapılır,diğer tedaviler için bebeğin doğması beklenebilir. Radyoterapi ve kemoterapi emzirmede sakıncalı olduğundan bu gurup hastalarda sütün kesilmesini sağlayan ilaçlar verilerek emzirme durdurulmalıdır. Sonuç olarak en doğru yaklaşım yine kişiye özel yaklaşım olacaktır, gebeliğin dönemi,çocuğun ve annenin sağlığı ,tümörün durumu, hepsini birlikte değerlendirmek ve kararları hasta ile birlikte almak gerekir.

Meme Kanseri tedavisinden sonra gebelikte yaklaşım:

Meme kanseri tanısı alıp tedavisi tamamlanmış hastalar doğurganlık çağında ise gebe kalma isteği ile hekime başvurabilir. Bu durumda onkolog ve kadın doğum hekimi durumu birlikte değerlendirmelidir. Ameliyat sonrası tümör dokusunda östrojen reseptörü negatif ise, yani hormona duyarlı olmayan bir meme kanseri mevcut ise, hastanın gebe kalmasında bir sakınca yoktur. Yapılan tıbbi araştırmalarda hormona duyarlı olmayan meme kanserinde hastanın tedavi bittikten sonra gebe kalmasında meme kanserinin tekrarlaması konusunda bir risk artışı saptanmamıştır. Bu guruba giren hasta bebek istiyorsa tedavi tamamlandıktan sonra gebe kalabilir. Meme kanserine neden olan tümörde östrojen reseptörü pozitif ise, hastanın gebe kalma isteği ertelenir. Bunun nedeni hormona duyarlı meme kanserinde ameliyat ve diğer ek tedavilerden sonra beş yıl süreyle Tamoksifen tedavisinin önerilmesidir. Tamoksifen tedavisini tamamlamış hasta hala doğurganlık çağında ise ve gebelik isteği varsa ne şekilde yaklaşım uygulanacağı konusunda tıbbi araştırmalarda net bir çözüm bulunmamaktadır.

Çalışmaların çoğu hormona duyarlı meme kanserlerinde gebeliğin kanserin nüksünü arttırdığını göstermektedir. Bu çelişkili tüm ayrıntıların hasta ile konuşulması ve tüm olasılıkların tartışılması gerekmektedir. Hasta gebe kalmak istiyorsa sosyal ve ekonomik açıdan meme kanseri nüksündeki artış bilgisi verilmeli ve seçim hastaya bırakılmalıdır. Hastanın gebe kalmasında bir zorluk varsa yani kısırlık söz konusu ise meme kanseri geçirmiş hastalarda da, özel kısırlık ilaçları ve tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir. Aromataz inhibitörü gurubu ilaçlar kandaki östrojen hormon düzeyini fazla yükseltmeden yumurta hücrelerinin olgunlaşması, çatlaması ve tüp bebek tedavisinin gerçekleştirilebilmesine olanak vermektedir.

Meme kanseri olgularında yumurtalıkların korunması ve önlemler:

2002 ve 2006 yılları arasında Amerika Birleşik Devletlerinde meme kanseri tanısı konmuş hastaların %13 ünün 45 yaşın altında olduğu saptanmıştır. Bu hastalarda doğurganlığın korunması giderek artan tıbbi bir sorun haline gelmiştir. Meme kanseri ameliyatından sonra uygulanan kemoterapi tedavisinde kullanılan ilaçlar bazen yumurta hücrelerini tahrip ederek hastaların menapoza girmesine neden olmaktadır ve yumurtlama gerçekleşememektedir. Bu nedenle meme kanserin teşhisi almış ve doğurganlığını ileriye dönük korumak isteyen hastalara kemoterapi öncesi yumurtalıkların ve yumurta hücrelerinin korunması konusunda bilgi verilmelidir. Kemoterapi tedavisi öncesinde hastanın doğurganlığının korunması iki şekilde sağlanabilir. Tıbbi çalışmaların sonuçlarına göre bunların içerisinde en eski ve en başarılı olan yöntem embriyo dondurmasıdır. Hastanın sperm verecek eşi varsa, tüp bebek yöntemi ile yumurtalar toplanıp sperm ile döllenme gerçekleştirilir ve elde edilen embriyolar tüp bebek laboratuvarlarında dondurularak saklanır. Bu özel tüp bebek yöntemi ile embriyoların saklanması gebelik elde edilmesine yönelik en başarılı tedavidir. Hastanın tüm tedavileri tamamlandıktan sonra gebelik için bir sakınca yoksa, saklanmış embriyolar basit ve zararsız bir tedavi ile hastanın rahiminin gebelik için hazırlanması sonrasında rahme transfer edilir. Bu yöntemle iyi laboratuar koşullarına sahip tüp bebek merkezlerinde, gebelik şansı %40 civarındadır.

Tüp bebek tedavileri uygulanacak tedavi protokolüne göre 2-4 hafta arasında sürmektedir. Meme kanseri nedeniyle ameliyat olmuş bir hastada kemoterapinin ameliyat sonrası en geç 12 hafta sonrasında başlatılması gerekmektedir. Bu nedenle ameliyatı hemen arkasından tüp bebek tedavisi için yeterli süre bulunmaktadır. Bu süreç tüp bebek uygulaması ve oluşan embriyoların dondurulması için yeterli bir süre olup, çok iyi değerlendirilmelidir. Tüp bebek tedavileri sırasında hastaların yumurtalıklarındaki yumurta büyüme ve olgunlaşması uyarıldığı için, hastanın kanındaki östrojen düzeyi normal düzeylerin çok üzerine çıkmaktadır. Bu artış kısa süreli olsa bile hasta ve hekimi çelişkide bırakabilir. Bu artışın zararlı olup olmadığı konusunda çelişkili yayınlar bulunmaktadır. Bu nedenle meme kanseri olan hastalarda, embriyo dondurmak amacı ile yapılan tüp bebek tedavilerinde aromataz inhibitörleri adı verilen özel ilaçlar ile yumurtalıklardan yumurta hücrelerinin uyarılması önerilmektedir. Bu ilaçların kullanıldığı tüp bebek tedavilerinde hastaların kanındaki östrojen düzeyi fazla yükselmemektedir.

Yapılan çalışmalarda bu yöntem ile yapılan tüp bebek tedavisi sonrasında kanser nüksünde bir artış saptanmamıştır. Meme kanseri olduğu dönemde tüp bebek tedavisi için sperm verecek eşi olmayan hastalarda son yıllarda alternatif bir tedavi olanağı doğmuştur. Embriyo dondurulması sosyal yönden mümkün değilse hastanın yumurtaları aynı şekilde özel ilaçlar ile uyarı yapıldıktan sonra toplanıp laboratuar ortamında saklanabilir. Oosit vitrifikasyonu adı verilen bu yöntemdeki gebelik başarısı son yıllarda ciddi bir artış göstermiştir. Dondurulan yumurtalar hastanın gebelik kararı verdikten sonra %90 oranında hasar görmeden canlı olarak çözülebilmektedir. Bu yumurtalar ise eşinin spermi ile döllenerek tüp bebek uygulaması gerçekleştirilebilir. Bu yöntem ile gebelik oranı son çalışmalarda normal tüp bebek gebelik oranlarına ulaşmıştır. Hastanın yumurtalıklarındaki yumurta sayısı çok olan özellikle polikistik over grubuna giren hastalarda, ilaç tedavisi yapılmadan IVM (invitro matürasyon - ilaçsız tüp bebek) yöntemiyle yumurtaların toplanması da mümkündür.

Meme Kanseri Olan Hastalarda Gebelikten Korunma:

Meme kanseri olan genç hastalarda tedaviler tamamlanmadan istenmeyen gebelikler oluşması tıbbi ve psikolojik yönden sakıncalı bir durumdur. Gebelikten korunmak için doğum kontrol hapları ve cilt altından yapılan depo ilaçlar hormon içerdiği için kullanılamaz. Bu hastalarda rahim içi araç (spiral yöntemi) ve erkeğin korunması daha uygun olacaktır. Erkek kondom kullanarak veya lokal anestezi altında yapılacak küçük bir girişimle kanallarını bağlatarak (vasektomi) korunabilir. Tedavi süresinde adetler düzensizleştiği için adet ve yumurtlama günlerinin hesaplanması ile uygulanan takvim yönteminden özellikle kaçınmak gerekmektedir.


Reklamlar