Meme Kanseri ve Yakınlarınız

Meme kanseri teşhisi ve tedavi süreci hasta yakınlarını da çok etkiler. Onların bu duruma dahil olma şekilleri ve dereceleri sizin hastalıkla baş etmenizi doğrudan etkiler. Yapılacak en önemli şey, onlarla her konuda açık olmak ve duygu ve düşüncelerinizi açık olarak paylaşmaktır.

Meme Kanserli Hastanın Eşi Olmak

Meme kanserli hastanın eşi olmak kişiye ciddi sorumluluklar yükler. Teşhis ve tedavi sürecinde iyi bir eş olabilmek ve hem kendine hem de eşine iyi bakabilmek için bazı konuları iyi bilmek gerekir. Bir eş olarak çok yoğun duygular yaşanabilir. Şok, kabullenme, korku, endişe gibi duygular eşi hem fiziksel hem duygusal olarak çok yorabilir.

Teşhis öncesi eşler arasındaki ilişkinin türü teşhis sonrası duyguları etkileyecektir. Teşhis sonrası bazen eşler birbirine yakınlaşabileceği gibi tamamen kopabilirler de.

Göğüs kanserli hastanın eşi olarak değişikliklere hazır olmalı, sadece hastanın değil özellikle çalışma arkadaşları, yakın akrabalar vs dahil olmak üzere çevrenin bazı beklentiler içine gireceği bilinmelidir. Doğru olan hem hasta olan eşin, hem çevrenin, hem de kendi ihtiyaçlarını iyi değerlendirebilmektir.

Her ne kadar hasta eşinin güçlü olmasını istese de eşin güçlü olamayacağı ve kendini baskı altında hissedeceği anlar olacaktır. Hatta bu durum depresyona kadar gidebilir. Göğüs kanserli hastanın eşi kendini çaresiz, umutsuz, kızgın hissedebilir. Bu nedenle hastanın eşinin de duygularını paylaşması, endişelerini dile getirmesi ve hatta zaman zaman ağlayabilmesi gerekir. Yakın çevrenin yardımı ve bazen de psikiyatrist veya meme kanseri koçu gibi kişilerden profesyonel yardım almak çok doğru olur. Hasta eşe destek olabilmek için hem bedenen hem de ruhen sağlıklı olmak gerekir. Bu nedenle özellikle bu stresli dönemde iyi beslenmeyi ve yeterince dinlenmeyi ihmal etmemek gerekir. Eğer sürekli egzersiz yapma alışkanlığı varsa kesinlikle devam etmek için zaman yaratılmalıdır, böyle bir alışkanlık yoksa da başlanmalıdır. Düzenli egzersiz sağlıklı kalmanın ve stresle baş etmenin en önemli yollarından biridir. Kişi kendine de vakit ayırabilmeli ve gerekirse bir arkadaşla sohbet etmek, yaşadıklarını bir günlüğe kaydetmek gibi eylemlerde bulunmalıdır. Bu onu biraz rahatlatır ve ortamdan uzaklaştırır. Ancak unutmamak gerekir ki bunlar sınırlı yapılmalıdır, hasta eşe destek olmadan ,gerçeklerden kaçmak, kaçışlar için çeşitli bahaneler yaratmak ne hastaya ne de eşe fayda sağlar. Bu kez eşi suçluluk duygusuna ve daha fazla depresyona sokar.

Meme kanserli hastanın eşi teşhis ve tedavi sürecinde güçlü olmak zorundadır ve bu gücü de sağlığına iyi bakarak,eşiyle zorlukları tartışarak, gerçeklerden kaçmayarak bulacaktır. Özellikle teşhis öncesi iyi gitmeyen ilişkilerde teşhis sonrası dengeyi bulmak daha zor olacaktır. Bu durum ilişkinin yeniden toparlanması ve güzel bir yola girmesi için bir fırsat olarak ta kabul edilebilir.

Meme kanseri uzun soluklu bir hastalıktır, tamamen şifa sağlanabileceği gibi hastalığın tekrarlaması da söz konusu olabilir. Bu nedenle yukarda da belirtildiği gibi, kaçmak, ilişkiyi bitirmek, hiçbir şey olmamış gibi davranmak, aşırı titizlenmek, kendini adamak gibi hareketler asla çözüm getirmez. Gerçekler kabullenilmeli ve bir plan program dahilinde eşle birlikte yeni yaşam tarzı belirlenmelidir.Unutmamak gerekir ki konuşarak paylaşarak her şey çok daha kolay çözülür.

Meme kanserli hasta ve eşi bu süreci sağlıklı bir şekilde atlattıklarında yaşamın başka zorluklarının da altından daha kolay kalkar hale gelirler ve birbirlerini daha iyi anlarlar ve ilişkileri güçlenir.


Reklamlar