Meme ve Cinsellik

Özellikle batı dünyasında memeler önemli bir cinsel organ olarak görülürler. Hatta kadın cinselliği deyince genellikle akla ilk memeler gelir. Bu algılama yıllar içinde oluşmuştur. Sosyal ve dini baskılarla kadın zaman içinde kapanmıştır. En çok da erkekten farklı olan vücut bölümleri kapatılmıştır. Kapalı yani gizli olan şey ilgi çeker. Tarihçe bölümünde de değindiğim gibi Afrika yerlilerinde kadın memesi seks organı değildir, orada kalçalar önem taşır çünkü örtülü bölüm kalçalardır. Kadın memesinin cinsel organ olmasının diğer bir nedeni de farklı ve estetik oluşudur. Kadın memesinin cinselliği, duyarlılığının yüksek oluşundan da gelir. Meme cildi ve özellikle de meme başı vücudumuzun diğer bölümlerine göre daha hassastır. Çocuğun emzirilmesi işleminde beyine süt salgılaması için emirlerden biri de meme başından gelir. Çocuk meme başını emdikçe oksitosin hormonu salgılanır ve memedeki süt bezleri süt yaparlar. Çocuğun emmesi ile beynin uyarılması, meme başında çok fazla sinir ucunun olması neticesinde olur. Sinir uçlarının çok olduğu bölgeler genel olarak kolay uyarılırlar. Örneğin parmak uçlarımızda da çok fazla sinir sonlanması vardır onlar da çok hassastırlar çünkü ısı, şekil, kıvam gibi fiziksel algılamaları en duyarlı parmak uçlarımız yapar, bilmediğimiz şeyi önce elleriz, ayağımızla bakmayız. Yine en ince işleri parmaklarımız yapar çünkü ayrıntıyı algılayabilirler. Hassas oldukları için sevişirken de erotik bölge haline gelebilirler. Eşin parmak ucunu ağzına alıp emmesi cinsel isteği artırır.

Yapılan pek çok hayvan deneyi, ilgi duyma, yuva yapma, haz alma gibi duyguların oksitosin, serotonin, vasopressin gibi hormonlar sayesinde olduğunu göstermiştir. Bu hormonlar beyinde değişik koşullar altında salgılanırlar. İnsanlar üzerinde yapılan davranış araştırmalarında da benzer sonuçlar elde edilmiştir. İnsanlar arasında iyi ilişkilere neden olan, iyi duygular oluşturan, haz almayı sağlayan hormonun oksitosin olduğu düşünülmektedir. Üreme dürtüsü yani neslin devam ettirilmesi en önemli dürtülerimizden biridir ve üreme sürecinin de her safhasında oksitosin başroldedir. Bu hormonlar özellikle de oksitosin, doğum esnasında rahmin kasılmasını sağlar, emzirme döneminde süt salgılanmasını sağlar, anne ile çocuğun ilişkisini düzenler, annelik duygusunu geliştirir, cinsel birleşmede de haz almayı sağlar. Orgazm esnasında hem erkek hem de kadında oksitosin seviyesi yükselir. Yani şöyle uzaktan büyük resme bakıldığında oksitosin hormonunun üremenin anahtarı olduğu görülür. Oksitosin aynı zamanda anti stres bir hormondur yani kortizol gibi stres hormonlarının seviyesini düşürür.

Tene temas edildiğinde bir miktar oksitosin salgılanır. İnsanların el sıkışmak, kucaklaşmak, omzunu sıvazlamak gibi hareketlerle birbirine temas etmesi mutluluğa neden olur. Bu nedenle psikolojide temasın önemli bir yeri vardır. Çocuklarımızı büyütürken oları sık sık kucaklamamız ve öpmemizin gerekliliği de bundandır. Biri ağlarken başını omzumuza koyup teselli etmemiz, sadece konuşarak teselli etmemizden daha etkili olur. Hatta köpeğimiz bile sevgimizi temasla ifade edilmesini ister, okşanan köpek daha sakin ve sevecen karakterde olur.

Hepimizin bildiği gibi sadece temas tek başına güzel duygu oluşturmaz yani sadece temas tek başına oksitosin hormonu salgılatmaz. Öyle olsaydı tecavüze uğrayan kadınların zevk duyması gerekirdi veya öfkeyle vurulmuş küçük bir fiske veya çekilen bir kulağında zevk vermesi gerekirdi. Muhtemelen teması anlamlandıran yani temas sonucunda oksitosin salgılattıran karşımızda ki kişinin niyeti ve bizim isteğimizdir.

İşte cinsellikte böyle bir şey, karşımızdaki insanı karşı cins olarak beğeniyorsak onun teması bizde erotik düşünceler ve hisler uyandıracaktır, o da her zaman değil, bunun için ortamın ve beynimizin hazır olması gerekir. Yoksa eşimiz bize her sarıldığında yatağa gitmemiz gerekirdi! Yani güzel temas oksitonin salgılatıyor ve bu bizde güzel duygular oluşturuyor, bu duyguların erotik olabilmesi ise tamamen bizim niyetimize bağlı.

Şimdi dönelim tekrar memelerimize. Hem sosyal ve dini algılamalar sonucu hem de memenin sinir yönünden zenginliği onu cinsel bir obje hatta en önemli obje haline getirmiştir. Sevişme sırasında özellikle de ön sevişme dediğimiz eşlerin birbirini tahrik ettiği ve daha fazla haz almaya yönelik temasların yapıldığı dönemde memenin okşanması, meme başının okşanması, öpülmesi, fazla baskı yapmadan emilmesi gibi hareketler kadının sevişmeden daha fazla haz almasını sağlayacaktır, hatta bazı kadınlar sadece meme başının doğru şekilde ve yeterli sürede uyarılması ile orgazm olabilirler. Yani bu temaslar yoğun oksitosin salgısına neden olacak ve zaten fikir olarak ta hazır olduğumuz için bize cinsel haz verecektir.

Erkekte de cinsel organ olarak algılanmadığı halde memenin uyarılması cinsel hazzı artırabilir. Bu haz erkekten erkeğe değişeceği için öncesinde sormakta yarar olabilir.

Memenin hassasiyeti kadının duygusal yapısı, memenin yapısı, geçirilmiş ameliyatlar gibi nedenlerle de değişik olabilir. Örneğin büyük memeler ve sarkık memeler sinirler gerilim altında olduğundan daha az hassas olabilirler, meme büyütme, meme küçültme, kanser ameliyatları gibi nedenlerle meme hassasiyeti değişmiş olabilir. Bu nedenle memeye erotik bölge muamelesi yaparken bu faktörlerde göz önüne alınmalı ve ona göre davranmalıdır. Örneğin ameliyat nedeniyle meme başı hassasiyeti kaybolmuş bir memede meme başını uyarmaya çalışmak sadece negatif etki yaratacaktır. Yine emzirme döneminde olan bir kadının meme başını uyarmaya kalkmak acıya neden olacaktır. Bazen de özellikle silikonla büyütme ameliyatlarından sonra meme başı aşırı hassaslaşabilir. Sonuçta her konuda olduğu gibi memeye erotik anlam yüklerken ve bu anlamla yaklaşırken kişiye özel davranmakta yarar var, yoksa güzel başlayan cinsellik süreci fiyasko ile sonuçlanabilir!


Reklamlar